- Anasayfa
- Makaleler
- Aile Hukuku
- BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME
BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME
Mahkemelerin yetkisine yönelik itirazlar ilk itirazlardan olup bu husus mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden, hadise şeklinde incelenerek sonuçlandırılır. Hakim hadise hakkındaki kararını derhal verir ve iki tarafa bildirir. Görüldüğü gibi yetki itirazı hakkında verilen ara kararının ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Belirtilen yasal kurala uyulmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması savunmayı ve davanın sonucunu etkileyen önemli bir usul hatasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 167. maddesi “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir” şeklindedir.
Madde hükmünden anlaşılacağı üzere davacıya bu konuda seçimlik hak tanınmıştır. Davacı boşanmaya konu evliliği son defa altı aydan beri devam ettirdikleri yerde veya kendisinin ya da davalının yerleşim yerlerinden birinde davasını açacaktır. Davacı bu yerlerden birini seçerek o yerde davasını açabilir.
Açılan boşanma davasında mahkeme "davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi" olarak yetkili olabilir. Buna göre dava açacak taraf, eşiyle en son ne zaman 6 ay aralıksız beraber oturdukları yeri tespit edecek ve davasını bu yer mahkemesinde açacaktır. Örneğin 4 yıl süren evliliğin ilk yılında eşler İstanbul’da, ikinci yılının ilk 7 ayında Ankara’da ve bu tarihten sonra ayrı yaşamış olursalar bu durumda yetkili mahkeme Ankara mahkemeleridir. Bu fiili ayrılıktan sonra tekrar birleşme olsa ve taraflar Trabzon'da 6 aydan az birliktelik yaşasa bu durumda Trabzon yetkili mahkeme olmaz. Bu örnekte yine yetkili mahkeme Ankara mahkemeleridir. Şayet Trabzonda'daki birliktelik 6 aydan fazla olsaydı bu durumda yetkili mahkeme Trabzon Mahkemeleri olacaktı.
Dava eşlerden birinin yerleşim yerinde de açılabilir. Yerleşim yeri kavramı incelendiğinde Medeni Kanunun 19/1 maddesi karşımıza çıkmaktadır. Madde hükmü şöyledir; "Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyeti ile oturduğu yerdir". Yerleşim yeri kavramı açıklanırken kişinin sürekli kalma niyetinin varlığı aranmaktadır. Bir kişinin bir yere bağlılığını ifade eden yerleşim yerinin belirlenmesinde kişinin yaşamında ağırlık merkezini oluşturan iş ve aile ilişkilerinin toplandığı yerin belirlenmesi önem kazanır. Kişinin sürekli de olsa belirli bir yerde olan her ilişkisini, yerleşim yerine delil olarak kabul etmek doğru olmaz. Açıktır ki, bir yerde bulunmak bu süre neye ulaşırsa ulaşsın o yerin yerleşim yeri olduğunu göstermez. O yerde oturmanın yanında sürekli kalma amacının da eklenmesi ve bunun ispatlanması gerekir (Oğuzman, K./Seliçi, Ö./ Oktay Özdemir, S: Kişiler Hukuku (Gerçek ve Tüzel Kişiler), İstanbul 2018, s. 143-146).
Boşanma davalarında, nadir olarak da olsa, davacı, davalıya uzak bir ilde sırf mahkeme sürecini uzatmak ya da davalının mahkemeye ulaşımını kısıtlamak gibi kötüniyetli düşüncelerle aslında yerleşim yeri olmayan başka bir ilde davayı açabilmektedir. Bu durumda davalı taraf yetki itirazında bulunmalıdır. Davacının o yerde bulunmasının sebepleri önemlidir. Davacı o yere yerleşmiş, iş kurmuş yahut işe girmiş, o yerden ev satın almış ve kendine yeni bir hayat kurmuş veya sığınabileceği ailesinin yanına yerleşmiş ve bu nedenler sonucunda o yerde yaşama niyetiyle oraya yerleşmiş olmalıdır. Davacının yalnızca bir yere ya da ailesinin yanına taşınmış olması yeterli değildir. Bu taşınmalardaki amaç o yerde hayatını devam ettirme olmalıdır. Somut olayda davacı kadının 15.8.2002 tarihinde koca evini terk edip, o tarihten beri baba evinde oturduğu, işte çalışmadığı, üzerine kayıtlı bir taşınmazının bulunmadığı, hayatın olağan akışı gereğince sığınabileceği ve yerleşebileceği tek yerin baba evi olduğu ayrı ev açıp orada hayatını idame ettirmesinin mevcut şartlarda mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı kadının sürekli kalma niyeti ile baba evine gittiğinin ve hayatını burada devam ettireceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır. (T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2007/2-331 Karar: 2007/332 Karar Tarihi: 06.06.2007)